Reza ZARRAB kim?

Kamuoyunda Ebru Gündeş’in eşi olarak bilinen Reza Zarrab, 17 Aralık’ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonundan sonra en çok tartışılan isimlerinden biri haline geldi. Serveti, aslı, İran ve Azerbaycan'a yakınlığı, daha çocuk denilebilecek bir yaşta bu kadar gündemde olması insanların ister istemez şüphesini çekiyor. Peki Reza Zarrab kimdir?

21 Aralık 2013 Cumartesi 21:37
Reza ZARRAB kim?
Reza ZARRAB aslen nerelidir?

Reza ZARRAB aslen Azerbaycanlıdır. Bakü’de 1984 yılında dünyaya gelen İran asıllı Azeri iş adamı Reza Zarrab, bir çok yerde iş yaptıktan sonra en son Türkiye'yi merkez seçti kendisine ve tüm yatırımlarını buradan yönetmeye çalıştı. hatta burada evlendi ve baba oldu. Zengin bir ailenin çocuğu olmasından dolayı küçük yaşlardan itibaren ticaret ile uğraşmaya başladı ve öğrendiği şeyler ile ailesinin servetine servet kattı

Haber: Azeri Besteci Günel'inmiş!
Türkiye'de ilk olarak Azeri şarkıcı Günel’in sevgilisi plarak tanındı. Fakat en büyük şöhretini ünlü şarkıcı Ebru Gündeş’in eşi olarak yaptı. 

Reza ZARRAB nasıl bu kadar zengin oldu?

Küçük yaşlardan itibaren ticaret ile uğraşmaya başlayan Zarrab armatörlük, kuyumculuk ve petrol ticareti gibi alanlarda faaliyet gösterdi. Türkiye’de ‘Rıza Sarraf’ ismini kullanan iş adamı kısa zamanda servetini katlayarak büyüdü.

REZA ZERRAB'ın mal varlığı nedir?

Royal Holding’in kuruluşu
Yatırımlarını altın üzerinden gerçekleştiren ve daha önce İstanbul’da kuyumculuk şirketi bulunan Zarrab, kardeşi Muhammed Zarrab ile beraber ‘Royal Holding’i kurdu. Holding bünyesinde Foulad Kaveh (SFK), Royal Denizcilik, Safir Altın Ticaret İthalat İhracat Ltd. Şti., Aln Nafees Exchange, Are Havacılık, Royal Binicilik, Royal Mobilya ve Al Salam Ewchange Center şirketleri bulunuyor.

Foulad Kaveh (SFK)
2009 yılı Şubat ayında kurulan Tikme-Dash Kaveh Metal, 2009 Haziran ayında başladığı, 530 dönüm arazi üzerinde 30 bin metrekare, kapalı alanda inşa edilen demir-çelik tesisini Mayıs 2012’de faaliyete geçirdi. Royal Holding'in proje danışmanlığı ve makine parkur teminini yaptığı tesiste kullanılan teçhizatların tamamında Türk malları kullandı. 159 işçi ve 15 mühendisin çalıştığı tesiste günde bin ton üretim yapılıyor.


Royal Denizcilik A.Ş.

Denizcilik ve Endüstriyel makine alanlarında faaliyet gösteren Royal Denizcilik, ticari ve endüstriyel gemi dizaynı ve inşası yanında; ultra lüks mega yat projelerini de yürüttü. Moskova Radisson Hotel için 5 lüks restoran gemisi üretti. Endüstriyel makine konusunda da hizmet veren Royal Denizcilik, proje danışmanlığını ve makine parkur teminini gerçekleştirdiği Tebriz’deki demir çelik tesisi “Foulad Kaveh”i devreye aldı. Royal Denizcilik kıymetli madenler ticareti konusunda da dönemsel ihracatlar yapmaya devam ediyor.

Are Havacılık
2012 yılında kurulan Are Havacılık, ilk uçağı olan Bombardier Challenger 300 ile hizmet veriyor ve 2014 yılı sonuna kadar uçak sayısın 3’e çıkarmayı planlıyor.

Royal Binicilik
2011 yılında kurulan Royal Binicilik, binicilik aktivitelerine engel atlama branşı ile başladı. “Storm”, “Coletto” ve “Dadjak”, “Dutyfree”, “El Ganador” isimli atlarıyla başarılar elde eden Royal Binicilik, yarış pistlerinde de faaliyet gösterdi.

Royal Mobilya
Projelendirme, tasarım ve ürün imalatı konularında hizmet veren Royal Mobilya, Superyat ve otel mobilyası alanında butik imalatlar sundu. Tuzla'daki 6 bin 300 metrekarelik tesisiyle faaliyet gösteriyor.

Safir Altın Ltd.
Altın ithalat ve ihracatı alanında faaliyet gösteren Safir Altın Ticaret Ltd. 2012 yılında ihracat hacmini arttırdı. Safir Altın Ticaret, diğer kıymetli madenleri de işlem portföyüne katma hazırlıkları yapıyor.

Al Nafees Exchange
Ortadoğu’da kambiyo ve para transferi şirketi olarak faaliyet gösteren Al Nafees Exchange Center’ın, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Rusya ve Çin’de irtibat ofisleri ve dünya çapında 150 muhbir bankası bulunuyor.


SAVCI ZEKERİYA ÖZ'ÜN GEÇMİŞİNİ ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYIN


REZA ZARRAB İRAN'A ALTIN TRANSFERİNDEN NASIL KAZANDI?
Türkiye ile İran arasındaki altın ticaretinin nasıl şekillendiği basit anlatımla aktaran altın piyasasının etkili bir oyuncusu, uygulanan sistemi adım adım şu şekilde anlatıyor...
 
* İran’da devletin imtiyaz (özel hak) tanıdığı işadamları bulunuyor. Dış ticaret yapan bu isimlere devlet daha düşük kurdan döviz sağlıyor.
 
* Tüm işlemler uluslararası piyasalarda hakim para birimi olan ‘dolar’ olarak değil ‘euro’ olarak yapılıyor. Bunun da sebebi, dolarla yapılan işlemlerin ABD’nin sıkı takibinde olması. (İran’a ambargo uygulanıyor, ticaret yapan ABD’li ve Avrupalı şirketlere büyük cezalar kesiliyor)
 
* Elindeki tümeni (İran para birimi) veren imtiyazlı işadamı parasını 2.150 tümen karşılığı 1 euro hesabından dövize çeviriyor. Başka birisi İran piyasasında bu işlemi yapmak istediğinde daha yüksek bir kur olan 2.250 tümenden 1 euro satışı yapılıyor.
 
* Ardından imtiyazlı işadamı İran’dan euro’ya çevirdiği yüklü miktardaki parayı Türkiye’ye getiriyor ve altın alıyor.
 
* Bunun ardından satın aldığı altınları fiziki olarak İran’a ihraç eden İranlı işadamı ülkesinde bunu yüksek kurdan elinden çıkarıyor ve aradaki kur farkından kâr elde ediyor.
 
* Türkiye’de kurulu şirketler üzerinden yapılan bu ticaret sırasında altın sadece İran’a değil Birleşik Arap Emirlikleri ve Dubai gibi ülkelere giderek buralarda da satışı yapılıyor.

Rıza Sarraf parayı böyle aklamış

Rusya merkezli ağın deşifre olmasından sonra Sarraf'ın bir bakan ve müdür sayesinde Halkbank'ı kullandığı ileri sürüldü.
Salı günü başlayan ve Türkiye 'yi sarsan yolsuzluk, rüşvet ve karapara operasyonunda soruşturmayı yürüten savcılığın hazırladığı dosyada Rıza Sarraf'ın karapara aklama yöntemleri şemalarla anlatıldı. İlk başta Rusya odaklı sistemle karapara akladığını ileri süren savcılık, bu yönetimin deşifre edilmesinin üzerine Halkbank üzerinden yeni bir karapara aklama yöntemi geliştirildiğini belirledi. Dosyada Sarraf'ın milyarlarca dolarlık şüpheli işlem yaparken Halkbank'ı kullanmak için Bakan A. ve Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan ile ilişki geliştirildiğine işaret edildi. Bu nedenle Sarraf'ın Bakan A.'ya 103, Aslan'a 16 milyon TL rüşvet verdiği ileri sürüldü.
 
Eski sistem nasıl işledi?
Şüpheliler, 2003'ten itibaren A.G., E.B. ve V.B. isimli şahıslar üzerine kurulan 10 farklı paravan firma adına banka hesapları açtırdı.
 
Bu banka hesaplarına, sistemli ve sürekli şekilde gerçekte olmadığı halde bir ihracat faaliyeti gibiymiş gibi sahte evrak düzenlenerek yurtdışından yüklü miktarda döviz havalesi yapıldı.
 
Bu kapsamda gümrük beyannamesi ve fatura düzenleyerek ilgili bankalardan döviz satım belgeleri temin edip havaleyi fiziki olarak çektiler.
 
Bu paralar kuryeler aracılığıyla Atatürk Havalimanı'ndan fiziki olarak Rusya'ya gönderildi. Bu rakam günde 1-10 milyon dolar arasında değişti.
 
Şüpheliler % 0,3-0,4 oranında komisyon aldı.
 
Yeni sistem nasıl işliyor?
Şüpheliler Çin'de paravan firma kurdular.
 
Bu firmalar adına açtıkları banka hesaplarına, İran 'daki bankalardan ihracat ödemesiymiş gibi havale yaptılar ve bu işlemler için sahte evrak düzenlediler. Çin'e gelen paraları bekletmeden Türkiye'de kurdukları paravan veya gerçek firmaların hesabına ihracat ödemesi olarak gönderdiler.
 
İran'a göndermek üzere altına dönüştürecekleri paralarla ilgili gerçek firmaların Halk Bankası'ndaki hesaplarını kullandılar. Döviz olarak fiziken İran'a çıkartılacak paralar ile ilgili diğer bankaları kullandılar.
 
Toplanan külçe altın ve nakit paraları kuryeler aracılığıyla havalimanından İran'a veya İran'a göndermek üzere Dubai'ye fiziki olarak yolladılar.
 
Halk Bankası'nı kullandıkları işlemlerde de Dubai-İran-Türkiye üçgeninde gerçekte olmayan gıda vb. ihracat belgelerini kullandılar. (Radikal-Fatih Yağmur)

Trabzonspor’a 3 milyon TL

Zarrab, ayrıca 3 milyon lira ile Trabzonspor’a sponsor olmuştu. Royal Denizcilik Endüstriyel Makine AŞ, kulüple 2013-2014 sezonu için sponsorluk anlaşması imzalamıştı.

Ayşegül USTA

İŞTE REZA ZARRAB'IN İFADELERİ:

HER GÜN 1 TON ALTIN İHRACATIM OLUYORDU

"2012 yılında 20 milyar TL'lik altın ihracatı yaptığımı tahmin ediyorum. Aşağı yukarı rakam bu şekildedir. Zaten altın işini yapan biriyim. Müşterimiz bana telefon açtı ve Gana'dan 1.5 ton ithal altını Türkiye'ye gönderebileceğini söyledi. Ben önce buna ihtimal vermedim. Ancak güvendiğim bir müşterim olduğu için kabul ettim. Bugün yapılan savunmalardan birisi Duru  Döviz  isimli işyerinin bana ait olduğunu söyledi. Fakat buranın mülkiyeti bana aittir. Söz konusu  şirket  orada  kiracıdır . Ben de bu müşterimin Duru  Dövize  yönlendirdim. Çünkü Duru Döviz'in ithalat yetkisi vardır. Altın borsasına kayıtlı olduğu içindir. Evraklar hazır dediler. Müşterimi ikaz ettim. Müşterimin ismi B.Z.'dir. Zaten benim her gün 1 ton altın ihracatım oluyordu.

BÖYLE BİR DURUMDA NASIL KAÇAKÇILIK OLUR

ULS Hava Yolları ile bu altınlar Türkiye'ye geldi. Evraklarda eksiklik olduğu bana bildirilince Rüçhan Bey isimli yanımda  çalışan  kişi genelde Çin'deki işleri  takip  eder. O sıralarda da Türkiye'ye gelmişti. Kendisi bizim altın ihracat işimizle ilgilenen birisi olduğu için bu konuyla ilgilenmesini istedim. O da bunu araştırdığında konşimento ve manifesto ve airwaybe isimli belgeler olmadığını öğrenmiş çok teferruatını bilmiyorum. Birkaç sonra bana ulaştılar. Evrak Gana'dan gelmemiş. ULS Taşımacılık bu evrakları getirmemiş ayrıca gelen belgelerde de uçaktaki eşyanın kıymetli maden yerine değersiz maden olarak yazıldığını öğrendiğimiz üzerine Duru Döviz'den bu mailin kendisine ait olmadığına ve herhangi bir hak talep  edilmeyeceğine dair Duru Döviz'den noter belgesi istendi. Sahibi de bu belgeyi alıp teslim etti. Altın ihracatı ve ithalatında herhangi bir KDV ve vergi yoktur. Böyle bir durumda nasıl kaçakçılık olur.

TEMMUZ 2013'TEN SONRA HALKBANK YOLU İLE YAPAMAZ DURUMA GELDİK

Temmuz 2013  tarihine  kadar altın ticareti serbest idi. Ancak Amerikan ambargosu nedeni ile bu ticareti bu tarihten  sonra Halkbank yolu ile yapamaz duruma geldik. Biz de bu ticareti gıda ticareti yolu ile yaptık.

SAHTECİLİK İŞİNE GİRMEDİK

Tüm işlerimizi  hukuka  uygun bir şekilde yaptık. Herhangi bir sahtecilik işine girmedik. Alıcı ve gönderici bellidir. Kayıtlar da bellidir. 1986 yılından beri Türkiye'deyim.

TÜRK VATANDAŞLIĞINA 2006'DA GEÇTİM... ABİM İÇİN YOL YORDAMI MUAMMER BEY'DEN SORDUM

Türkiye vatandaşlığına 2006 veya 2007 yılında geçtim. Eniştem ve ablam da Türk vatandaşıdır. Bir  tek ağabeyim geçmemişti. Ben ağabeyimin Türk vatandaşlığına geçmesi için yol yordamı öğrenmek amacıyla bakan Muammer Bey'den sordum. O da bana  yasal  yolları izah etti. Normal prosedür ile Türk vatandaşlığına geçti. Bunun karşılığında hiçbir menfaat söz konusu değildir. Hatta vatandaşlık işlemi normal süresi gereken süreçten çok daha uzun sürdü. Bakanlar Kurulu'nun hepsinin  onayının  da gerektiği de dikkatinize sunuyorum. Hatta son imza olarak Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nın da imzası gerekiyor. Tapeleri kesmişler, asıl lazım olanları koymamışlar.

EMNİYET MÜDÜR YARDIMCISI RÜŞVET İSTEDİ

Ben bir emniyet müdür yardımcısından tehdit aldım. Bu kişi O.İ.'dir. Kendisi benden 1 milyon dolar  para talep ediyordu. Gayrettepe'ye gittim. Suç duyurusunda bulundum. Maalesef bu konular tapelere girmemiştir. Hala bu konuda suç duyurusu devam ediyor. Normal prosedür gereği disipline sevk edilmiş kimseye bunun için bedel ödemedim. Talepte bulunmadım. Suçlamayı kabul etmiyorum. Hatta bugüne kadar görevden ihraç edilmemesine hayretle izliyorum.

ŞİRKET YÖNETİMİNDE USULSUZLÜK VARDI

Sarkuysan A.Ş.'de hisse senedim vardı. Genel kurul yapılacaktı. A.M. isimli kişi bana "Usulsüz şeyler var gel yönetime girelim" dedi. Ben de araştırdığımda o dönemki başkanın 40 yıllık başkan olduğunu ve de istediği şekilde asıl komiserlerin gelmediği halde yönlendirme yaptığını öğrenince ben de sayın bakanla sadece usule uygun olarak komiserin gelmesi için ricada bulundum. Bundan ne tür suç var anlayamadım. Herhangi bir rüşvet vermedim.

YENİ ŞAFAK HABER İÇİN 1 MİLYON DOLAR İSTEDİ, ELİMDE SES KAYDI DA VAR

Emniyet şeridi kullanmak için hiçbir yere başvurmadım. Aldığım tehditlerden şirketimin yapmış olduğu cirolardan dolayı İstanbul Valiliği'ne koruma talebinde bulundum. Uygun görüldü ve verildi. bir gün Yeni şafak Gazetesi'nden beni aradılar. İran'a 87 milyar Euro ihracat yaptığım ve kara para akladığımı sorduklarında bu konuda yorum yapmayacağımı, avukatlarımın buna cevap vereceğini söyledim. Avukat H.K. isimli kişi bana bu haberin metnini getirdi ve de Yeni şafak Gazetesi'nde ekonomi yazarı olduğunu söyledi. Soyadının K. olması lazım. Eğer bu parayı yani 1 milyon doları vermezsem bu haberi yayınlayacaklarını söylediler. Buna dair elimde ses kayıtları da mevcuttur. Mahkemeye sunabilirim. Telefon görüşmeleri de mevcuttur. El konulan telefonumda bu kayıt şu anda mevcuttur. İncelenebilir.

YENİ ŞAFAK'TA VE BUGÜN'DE KONUŞMUŞ

Çok ilginçtir ki bana ait tapelerde bu haberlerin arkasında O.İ.'nin olduğunu ve kendi konuşmaları olduğu ortadadır. Bunlar tape kayıtlarında vardır. Yeni Şafak'ta konuşmuş. Sonra Bugün Gazetesi'nde konuşmuş. Bunlar bahsi geçen telefonda kayıtlıdır. Daha doğrusu telefonda benden 1 milyon dolar isteme hususu kayıtlıdır. Diğerleri ise tapelere yansıyan kayıtlarda bellidir.

MALİYE BAKANI'NA GİTTİM, 'POLİSİ İLGİLENDİRDİĞİ İÇİN İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NA' GİT DEDİ

Bu hususu bu kişi bakanlıkların isimleri de yazılarında zikrettiklerinde Ankara'ya gittiklerinde bakan Mehmet Şimşek Bey'le görüştüm. Hatta bir fotokopisini de sayın bakanımız Mehmet Şimşek'e bıraktım. O da bana polisi ilgilendiren bir mevzu olduğu için İçişleri Bakanlığı'na git dedi.

MUAMMER GÜLER'E GİTTİM, KAYDI DİNLETTİM

Ben de İçişleri Bakanımız Muammer Güler Bey'e durumu izah ettim. Kaydı dinlettirdim. Takdirine bıraktım. Sonucunda ne oldu bilemiyorum. Kendilerinin Yeni Şafak Gazetesi'ni arayıp aramadıklarını bilemiyorum.

AYNI BELGELERİ EGEMEN BAĞIŞ'A DA VERDİM

Hatta aynı konuyla ilgili belgelerin yani haber belgesinin suretinin ve ses kaydını Egemen Bağış Bey'e de verdim. Hatta hatırlamadığım diğer kişilere de vermiş olabilirim.

MUAMMER GÜLER VE BARIŞ GÜLER'E PARA VERMEDİM

Şimdiki hava işlemlerimin kolaylaşması için kimseye para vermedim. Bu suçlamayı kabul etmiyorum. Çünkü Çin'deki şirketler bana ait değil. Ben sadece Çin'deki şirketlerin müşterisiyim. Oradaki işlemlerin nezareti içinde Rüçhan Bayar beyi daha fazla para kazanıp borçlarını ödeyebilmesi için Çin'e yönlendirdim. Rüçhan orada işlerinin başındadır. Rüçhan bana bağlı olarak çalışıyor. Kendisi de oradaki işlemlerden para alıyor. Benim okuduğunuz adli ve istihbari çalışma yapılıp yapılmadığı konusundaki sorunuzla ilgili hiçbir bilgim yoktur. Bunlar için Muammer Güler bey'e veya oğlu Barış Güler'e herhangi bir para vermedim. Rüçhan Bey'in elde ettiği primlerden bana 200 bin dolar para verdi. Bunların da kayıtları tape kayıtlarında vardır. Bunu Barış Güler beyefendiye verdim. Çünkü Rüçhan Bey'in Barış Bey'e borcu vardı. Daha önce Barış Bey bu konuyla alakalı olarak benimle görüştü. Rüçhan Bey'le konuştuktan sonra Barış Bey ile görüştüm. Teyidini aldıktan sonra bu şekilde davrandım. Tape kayıtlarında da bu konu bellidir. Hatta tape kayıtlarında okunur ise bütün borçlarını bu şekilde yavaş yavaş ödemesini tavsiye ettim.

BAKAN ÇAĞLAYAN'A RÜŞVET SÖZ KONUSU DEĞİLDİR

İran'ın Türkiye'deki rezervlerinin altın ihracatı yöntemi ile çıkarılmasına yol verilmesi karşılığında Halk Bankası'ndaki İran parasını 0.05'ini rüşvet olarak Zafer Çağlayan'a ödenmesi hususu söz konusu değildir. Biz sadece Halk Bankası'nın resmi komisyonlarını ödüyorduk. Zaten Zafer Çağlayan'ın Halk Bankası ile ilgilisi yoktur. Tüm bankalar Bakan Ali Babacan'a bağlıdır. Bu konuyla alakalı kimseye rüşvet ödemedim. Gıda ve ilaç ticareti amacıyla da rüşvet ödemesi yapmadım. 6 Temmuz 2013 tarihine kadar altın ticareti serbest idi. Benim dışımda bu işi yapan birçok kimse vardı. Sadece Halk Bankası'nın almış olduğu resmi komisyonlar vardır. Bunun dışında kimseye rüşvet veya komisyon vermedim.

Halk Bankası'nı araştırmanız halinde benden çok daha fazla miktarda ilaç ve gıda ticaretini İran ile yapan kişi ve şirketlerin olduğunu göreceksiniz. Bu durum bana verilmiş herhangi bir herhangi bir imtiyaz değildir. Uçaktaki altını Gana'ya geri gönderilmesi olayıyla ilgili hiç kimseye para ödemesi yapmadım. Sayın bakanımı normal resmi telefondan aradım. Durumu izah ettim. Bunun menşeine iade edilmesi hususunda yardımcı olup olamayacağını sordum. Onur Bey de tapeler incelendiğinde Dubai'ye değil de geldiği ülkeye geri gönderilmesi talebinde bulunduğu görülecektir. Ekonomi Bakanı'nın özel kalemleri benim şahsi menfaatlerim için herhangi bir iş yapmamışlardır. Ben Zafer Çağlayan'a hiç para vermedim. Benim birebir tabir edilen herhangi bir telefonum yoktur.

ÜÇ TELEFONUMA DA SAVCILIK EL KOYDU

Üç tane telefonum var. Üçüne de savcılık el koydu. Evimdeki aramada da herhangi bir telefon bulunamadı. Ben Onur Bey'i hiçbir zaman sekreterim olarak kullanmadım. Bu haddim değildir. Bu ekonomi bakanımızın özel kalem müdürüdür. Sadece bakanımızla görüşme ihtiyacı olduğunda randevu ayarlaması için yapmış olduğum görüşmelerdir.

BANKA DUBAİ'DE CAG İSİMLİ BANKAYA BAĞLI... CAG HARFLERİNİN ZAFER ÇAĞLAYAN'LA ALAKASI YOK

İran'da Credit İnstitiut isimli bir banka vardır. Bu bankanın Dubai'de CAG isimli bankaya bağlı bir şirket vardır. Sorduğunuz bu harflerin Zafer Çağlayan ile hiçbir alakası yoktur. Süleyman Aslan isimli sayın genel müdürüme de herhangi bir rüşvet, komisyon vermedim. Zafer Çağlayan için söylediklerim sayın genel müdürüm içinde geçerlidir. İran ile Türkiye ticareti için çok emek veren bir insandır.

OKUL İÇİN BAĞIŞTA BULUNDUM

Ben birçok hayır kuruluşlarına bağışta bulunuyorum. Kendisine bir okul yaptırmak istediğimi söyledim. Kendisinin okuduğu Çorum Osmancık İmam Hatip Lisesi'ni yaptırabileceğimi söyledi. Kendisi benden birkaç gün süre istedi. Bununla ilgili araştırma ve inceleme yapacağını söyledi. Gerekli girişimlerdi bulundu. İnşallah Allah nasip ederse bu okulu da yaptıracağız.

500 BİN EURO'YU KENDİ HESABIMDAN GÖNDERDİM

Yine kendisinin bahsettiği gibi Balkan Üniversitesi'ne destek amacı ile bağışta bulundum. 500 bin Euro'yu kendi hesabımdan gönderdim. Bu bütün resmi kayıtlarım da vardır. 1 milyon Euro'da kendisine yollaması için verdim. Çünkü biz ikincisini yolladığımız zaman iade oldu. Yoksa ben kendim yollardım. Ben hiç kimseye komisyon ödemedim. Süleyman Aslan'a da bir ödeme yapmadım.

ABİMİN TÜRK VATANDAŞLIĞINA GEÇMESİ İÇİN BAĞIŞ'A RÜŞVET VERMEDİM

Ben Egemen Bağış'a da ağabeyimin Türk vatandaşlığına geçmesi için ve diğer işlemler için komisyon veya rüşvet vermiş değilim. Bu suçlamaları da samimi bulmuyorum. Neredeyse bütün kabineye kişi başı 500 bin verdiğimi iddia edecekler.

ÇAĞLAYAN EVİME GELDİ, PİYANOYU GÖRÜNCE MERAK ETTİ, SORDU

Zafer Çağlayan bey bir keresinde bizim eve gelmişti. Evde yeni aldığımız piyanoyu görünce merak etti sordu. Ben kendisine Umut beyin telefonunu verdim. O da yerini söylemiş. Ödemeleri de kendileri yapmışlar. Benim ödemem söz konusu değildir.

TÜMÖR 1 SANTİM BÜYÜDÜ

Benim böbrek üstümde tümörüm vardır. Kanser teşhisi konuldu. Bu 4 günlük süreç içerisinde Haseki'ye sevk edildim. 4 gün içinde bunun 1 cm büyüdüğü anlaşıldı. Benim buna acilen müdahale ettirip kemoterapi sürecine başlamam gerekiyor. Bununla alakalı da bütün raporlarım var. Haseki'de de teşhisi konuldu.


SAVCI ZEKERİYA ÖZ'ÜN GEÇMİŞİNİ ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYIN

GUNDEMİNABZİ.COM - ÖZEL HABER
Bumerang - Yazarkafe

__________________________________________________________________________________________
Gündemin Nabzı'nı beğenin paylaştığımız haberler Facebook zaman tünelinize gelsin:

__________________________________________________________________________________________

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    sanalbasin.com üyesidir
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Cumhurbaşkanlığı Seçiminde Kime Oy Vereceksiniz ?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:

    SPOR TOTO SÜPER LİG

    Tür seçiniz:
    Linkler
    2013 KPSS
    Sen de Yaz
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri
    Siz de yazmak istemez misiniz?
    Ziyaretçi Defteri
    Arşiv