Noktalama İşaretleri ile ilgili her şey burda

Siz değerli okuyucularımız için Türkçe noktalama kurallarını hazırladık.

03 Eylül 2013 Salı 10:19
Noktalama İşaretleri ile ilgili her şey burda
           Noktalama işaretleri, yazının anlaşılmasını kolaylaştırmak, anlamı kuvvetlendirmek için kullanılan nokta, virgül, iki nokta, tırnak işareti, parantez, çizgi, üç nokta, soru ve ünlem gibi işaretleri yerli yerine koymaktır.

            Anlamın aydınlanmasına, okumanın düzenlenmesine, yanlış anlaşılmaların önlenmesine yardım eden noktalama işaretleri, durakları ve ses kontrollerini belirleyerek okuyucunun dikkatini uyanık tutar.


            Biz konuşurken, isteklerimizi iyice anlatabilmek için sesimizi yerine göre bazen yükseltir, bazen da alçaltırız. Sözlerimizin bazı yerlerinde az, bazı yerlerinde daha çok dururuz. İşte konuşurken yaptığımız bu duraklarla ses değiştirmelerini, yazıda bir takım işaretlerle gösteririz. Yazdıklarımızın anlaşılmasını kolaylaştıran bu işaretlere noktalama işaretleri veya yazı işaretleri denilir.

            Yollarda trafik memuru olmayınca nasıl kazalar meydana geliyorsa, bir yazıda da noktalama işaretleri olmayınca yazılarda benzer kazalarla karşılaşılır.

            Yazımıza noktalama işaretlerinin girişi, Tanzimat Edebiyatı iledir. İlk kullanan, edebî yeniliğimizin babası sayılan İbrahim Şinasi’dir. Şinasi’den sonra diğer şair ve yazarlar da bu işaretleri kullanmışlardır. O günden bu yana belirlenmiş noktalama işaretlerine az çok hemen hemen herkes uymaktadır. Şimdi, kullandığımız Noktalama İşaretleri’ni alfabetik olarak görelim:

BÖLME İŞARET:
* Birbirinin yerine kullanılabilir iki unsur arasına konulur ve “veya” anlamı taşır.
Örnek: Baba evi/ocağı
* Metin içindeki şiir mısralarının arasına konulur:
“Ne hasta bekler sabahı / Ne kanlı şehidi mezar.” (Necip Fazıl)

ÇİZGİ:
* İlâ anlamında kullanılan kelimelerin veya rakamların arasında kullanılır:
Örnek: Caddede hızla kaçan çocuk, 15-16 yaşlarındaydı.

İKİ NOKTA ÜSTÜSTE:
* Bir açıklama yapılacağı, bir konuda izahatta bulunulacağı zaman kullanılır.
Örnek 1: Yavuz Bülent Bâkiler, Türk Edebiyatı Vakfı’nda Türkçe hakkında güzel bir konuşma yaptı. Bâkiler konuşmasında şöyle dedi: “Türkçe bizim varlık sebebimizdir.”
Örnek 2: Mehmed Niyazi, Bâbıâli Sohbetleri’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Peyami Safa, Cumhuriyet devrinin en büyük romancısıdır.”

KESME İŞARETİ (APASTROF):
*Özel isimleri eklerden sonra ayırmak için kullanılır.
Örnek: Dursun Gürlek, Eyüp Sultan’a doğru gitti, çok sevdiği şair Necip Fazıl Kısakürek’in mezarını ziyaret edecekti.
* Şairler, aruz ve hece vezinlerine uydurmak için kesme işaretini, kelime kısaltmalarında kullanır.
Örnek: Beni bırakıp gitme n’olur?
* Arapça’da hemze ve ayn harflerinin yerinde kullanılır:
Örnek: San’at mes’ele, Ken’an…
 
KISA ÇİZGİ:
* Satır sonunda kelime bitmezse, heceler bir çizgi ile ayrılır. Bugün bu durum, daha ziyade el yazılarında ve daktilolarda geçerlidir. Bilgisayarlar artık hece bölmesi yapmıyor, bölünen kelimeyi otomatikman alt satıra atıyor.
* Arapça, Farsça tamlamalara konulur:
Örnek: Servet-i Fünun, Tasvir-i Efkâr, Tercüman-ı Ahval vb.
* İki millet, iki tarih arasına konulur:
Örnek 1: İngiliz – Amerika Anlaşması.
Örnek 2: Birinci Dünya Harbi, 1914-1918 yıllarında yaşandı.

KÖŞELİ PARANTEZ:
* Parantez kadar sıklıkla kullanılmaz. Açıklamalarda, sözlüklerde nakledilen yazılarda, bazen parantezin, tırnak işaretinin yerinde köşeli parantez kullanılır.

NOKTA:
* Hüküm bildiren cümlelerin sonunda kullanılır.
* Eskiden kurum ve kuruluşların adlarının kısaltılmasında kullanılırdı. Şimdi T.C. (Türkiye Cumhuriyeti) hariç bütün kısaltmalarda nokta kullanılmamaktadır. Örnek: PTT, TBMM, İETT vs.
* Kelime kısaltmalarında kullanılır. Örnek: Farsça Frs. vb. (ve başkaları)
* Belli bir günü gösteren tarihlerde gün ve ayların sonunda kullanılır. Örnek: 20.4.2011
* Sıra gösteren rakam veya harflerden sonra kullanılır.
Örnek: a. Sesli harfler b. Sessiz harfler
* Saat ve dakika gösteren sayıların arasına konulur.
Örnek: Ben sabahları saat 7.30’da uyanırım.

NOKTALI VİRGÜL:
* Anlamca birbirine bağlı bulunan cümlecikleri ayırmakta kullanılır.
Örnek 1: Kübra, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’ndan içeri girdi; üstat Alaaddin Yavaşça’nın konserini büyük bir zevkle dinledi.
Örnek 2: Kıskanç olma; zira kıskançlık aczin ve çaresizliğin isyanıdır.

PARANTEZ:
Cümlede özellikle belirtilmek istenen kelimeler tırnak içine alınır.
Örnek: Safiye Erol’un makalelerinde “Edirne” ve “Bursa” çok sık geçer.

SORU İŞARETİ:
* Sonuna geldiği cümle, kelime grubu veya tek kelimeyle soru sorulduğunu gösterir.
Örnek: Bu sene Mehmet Kaplan hakkında bir anma toplantısı yapıldı mı?
* Bilmemeyi, şüpheyi de gösterir:
Örnek: Orhan Veli ve Garip şairleri acaba aruzu iyi bilir miydi, sanmıyorum?

TEK TIRNAK:
* Çift tırnak olan metinde başka iktibas varsa konuşma tek tırnakla gösterilir:
Örnek: “Mehmet Kaplan, Cemil Meriç’i çok beğenirdi. Cemil Meriç de romancılar arasında Kemal Tahir’i sever, ‘O büyük bir romancıdır’ derdi.”

TIRNAK İŞARETİ:
* İktibaslarda kullanılır:
Örnek: Cemil Meriç, “Dergiler, hür tefekkürün kaleleridir.” der.
* Konuşmalar arasında tırnak kullanılır:
Örnek: Fatma’ya Beyazıt’ta rastladım, “Nereye gidiyorsun?” diye sordum. “Birlik Vakfı’nda Yazı ve Editörlük Kursum var, oraya gidiyorum.” dedi.
* Metinlerde adı geçen makale, şiir adları tırnak içinde verilir.
Örnek1: Süleyman Nazif’in “Kara Gün” adlı makalesi muhteşem bir hitabe örneğidir.
Örnek 2: Necip Fazıl’ın “Otel Odaları” şiiri ne kadar duygu yüklüdür, bilirsiniz.

UZUN ÇİZGİ:
* Konuşma aralarında, diyaloglarda uzun çizgi kullanılır:
Ali ile Ayşe arasında şu konuşma geçti:
_ Ayşe, Bahaeddin Özkişi’yi okudun mu?
_ Hayır Ali, adını ilk defa senden duyuyorum.
_ Sana tavsiyem, Köse Kadı romanını oku, çok seveceksin.

ÜÇ NOKTA:
* Maksada bağlı olarak sözü kesip cümlenin gerisini, okuyanın anlayışına bıraktığımızda konulur.
Örnek1: Ahmet vatanını o kadar candan seviyordu ki…
Örnek 2: Sultanahmet’te okunan akşam ezanını huşu içinde dinliyordu…
* Bir takım örnekler verilirken veya bir takım şeyler sayılırken bunlara daha başkaların katılabileceğini belirtmek için de üç nokta kullanılır.
Örnek: Çarşamba Pazarı’nda sebze çeşidi boldu: Domates, patlıcan, biber…
* Açıklanması istenmeyen kelimelerin yerine konulur.
Örnek: Muharrir Sıtkı Bey, başından geçen ……… olayından sonra gazetede yazı yazmayı bırakmıştı.

VİRGÜL:
* Cümle içinde birbiri ardınca sıralanıp aynı görevi yapan isimler, sıfatlar, zamirler, zarflar ve anlamca birbirine bağlı cümlecikler virgüllerle ayrılır. Okurken virgül olan yerlerde noktadan daha az durulur.
Örnek: Bu yılın 1 Ekim günü, son on yıl içinde keşfedilen büyük romancı Safiye Erol’un Karacaahmet’teki mezarı, ESKADER tarafından kalabalık bir grup tarafından ziyaret edildi.

ÜNLEM İŞARETİ:
* Ünlem işareti, sevinç, keder, acı korku, hayret, beğenme, nefret bezginlik, bunalma, hayıflanma gibi duyguları anlatan cümlelerin sonuna konulur.
Örnek 1: Eyvah kar geliyor!
Örnek 2: Çocuk evlenemedi, yazık çok yazık!
* Küçümseme, alaya alma hallerinde ünlem işareti kullanılır:
Örnek: Hayatı boyunca kitap karıştırmayan Turan, sınıfta çok çalışkan (!) olduğunu söylüyordu.
 
YILDIZ:
* Yıldız (*) not işareti olarak kullanılır. Sayfanın altında açıklama olarak yer alır.
Örnek: Gazetecilere bir açıklama yapan Semavi Eyice (*) İstanbul’un tarihî dokusunun bozulduğunu söyledi.
(*) Prof. Dr., Sanat tarihçisi.
 
YAZILARDA EN ÇOK YAPILAN İMLÂ HATALARINDAN BAZILARI
* Her yazının mutlaka başlığı olmalıdır. Yazı başlığının hemen altında yazarının ismi ve soyadı belirtilmelidir:
Örnek:
Hezarfen Süheyl Ünver’i Nasıl Tanıdım?
Uğur Derman
 
* Kitap içindeki veya dergilerde yayımlanan makaleler tırnak içine alınmaz. Ama bir yazının içinde o makaleden bahsedeceksek mutlaka ismini tırnak içine almalıyız:
Örnek:
Şerif Aydemir’in duygu yüklü “Kırçıllı Palto” adlı hikâyesi beni çok etkiledi.
* Bugün Türkçe imlâda iki nokta yan yana yok. Bazı yazarlar kullanıyor olsa da bu geçerli değildir. Ya tek nokta veya üç nokta kullanılmalıdır. Hükmü bitmişse tek nokta, düşündürmek amacıyla ise üç nokta yan yana kullanılır.
Örnek1: Hülya bugün vakfa gitti.
Örnek 2: Erol sinemada filmi seyrederken geçmişe daldı…
* Yazıların başlığı ve imzaların puntosu küçük olmalı. Sadece kelimelerin baş harfleri büyük olmalı. Bazı yazarlar soy isimlerini tamamen büyük yazıyorlar, buna gerek yok. “Fatih Kerem YARDIM” yanlıştır. Doğrusu “Fatih Kerem Yardım” şeklinde olacak.
Örnek:
Bir Bayram Hâtırası
Sâmiha Ayverdi
 
* Metnin içinde bazı kelime ve isimleri tamamen büyük yazmaya gerek yok.
Örnek: “Orhan Şaik Gökyay, şiirlerinde VATAN sevgisini çok güzel anlatıyor.” şeklinde yazmak yanlıştır. Doğrusu şöyledir: “Orhan Şaik Gökyay, şiirlerinde vatan sevgisini çok güzel anlatıyor.”


* Çok sık bir şekilde kelimeleri bold (siyah) yapmaya da lüzum yok. Bu yazıdaki estetiği azaltıyor.
* Paragraf yerinde açılmalı, yerinde kapatılmalı.. Bazı yazarlar paragraflara karşıdır. Bir paragrafı bir sayfa, bir buçuk sayfa devam ettiren yazarlar var. Bu şekilde kaleme alınan metinlerin okunması zor olur. Okuyucunun dikkati dağılabilir. Çok sık paragraf açmak da doğru değil. Yerinde ve kararında olmalı.
* Metinlerde çok sık italik yapılmamalı. İtalik, alıntılarda olabilir. Ki ona da gerek yok. Metinlere alınan şiirler belki italik yapılabilir. İktibas oldukları anlaşılsın diye.

* Bir şiiri yazımıza alıyorsak şairinin adını mutlaka belirtmemiz lâzım. Bilinmiyorsa bu da ifade edilmelidir. Hatta mümkünse şiirin, şairin hangi kitabından alındığı gösterilmelidir. Şayet şiir kitapta değil de dergide veya gazetede çıkmışsa bu da yazılmalıdır.

Örnek 1: Ziya Osman’ın Geçen Zaman kitabında geçen “Çocukluğum” şiiri insanı alır, o rengarenk masumiyet çağlarına taşır.
Örnek 2: Sedat Umran’ın Türk Edebiyatı’nda çıkan “Paspas” adlı şiiri, onun ‘Nesne Şairi’ olarak anılmasını sağlamıştır.
* Metinde bir söz veya cümle yer alıyorsa kaynak mutlaka belirtilmeli.
Örnek: Safiye Erol, Makaleler adlı kitabında İbrahim Hakkı Hazretleri’nden sıkça söz eder.
* İTALİK: İtalik karakteri sadece kitap, dergi, gazete adlarında geçer. İsimlerde kullanılmaz.
Örnek 1: Nihad Sâmi Banarlı, makalelerini Hürriyet gazetesinde yayımlamıştır.
Örnek 2: İlhan Geçer’in bütün şiirleri Hisar dergisinde çıkmıştı.
Örnek 3: Mizahı sevenler, Mehmet Nuri Yardım’ın Edebiyatımızın Güleryüzü adlı kitabını okumalıdır.
* Şiir ve makale adları çift tırnak içinde verilmelidir.
Örnek1: Ahmet Muhip Dıranas’ın “Olvido” adlı şiiri hüzün doludur.
Örnek 2: Sezai Karakoç’un “Diriliş” isimli makalesini büyük bir dikkatle okumuştum.
* Çok uzun ve çok kısa cümleler kurmamalı. Kısa cümleler sıkar, uzun cümlelerin kontrolü ise zordur.
* Devrik cümle için şu söylenebilir: “Azı karar, çoğu zarar.” Az kullanıldığında nesre bir renk ve tad verebilir. Çok kullanıldığında ise bu sefer yazının türü bozulur, nesir şiire dönüşür. Mensur şiirler (mensureler) diye bir edebiyat türü vardır ama yaygın değildir. Şiir şiir olarak, nesir de nesir olarak kaleme alınmalıdır.
* Kelime kavram birimi, cümle hüküm unsuru, paragraf ise bir düşünce parçasıdır. Paragraflara bölünmeden yazılan bir yazı, okumayı zorlaştırır, metni anlamayı ve ana fikri kavramayı güçleştirir. Paragraf, bağımsız bir yazı gibi olmalıdır. Âdeta yazının küçük bir örneği kabul edilmelidir.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    sanalbasin.com üyesidir